Kategoriler
Sirküler

2023/-106: ELEKTRİK ENERJİSİ İLE GÜNEŞ VE RÜZGAR ENERJİSİNDEN ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİNE İLİŞKİN 2023/01 SAYILI TEBLİĞ İLE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR RAPORU İBRAZ ŞARTI EKLENMİŞTİR.

28 Kasım 2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2023/1 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile tebliğin yayım tarihinden İtibaren;

  • 20/6/2012 tarihli ve 28329 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanan Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2012/1)’in 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
  • Aynı Tebliğin 23 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 “(9) Genel teşvik uygulamaları kapsamında desteklenen elektrik enerjisi üretimine yönelik yatırımların ve bölgesel teşvik uygulamaları kapsamında desteklenen güneş ve rüzgar enerjisinden elektrik enerjisi üretimine yönelik yatırımların tamamlama vizesi, firmanın teşvik belgesine konu yatırıma ilişkin ilgili kurum tarafından düzenlenen geçici kabul belgesinin tasdikli sureti ile asgari sabit yatırım tutarının ve bölgesel yatırım teşvik belgelerinin bölgesel destek sınıfı niteliğinin sağlandığına ilişkin EK-11’de yer alan, “Elektrik Enerjisi Üretimi Yatırımlarında Yatırım Teşvik Belgesi Kapsamı Harcamaların Tespitine İlişkin Yeminli Mali Müşavir Raporu’ nu Bakanlığa ibraz etmesi halinde yapılmış sayılır.”

  • Aynı Tebliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“Daha önceki teşvik belgelerine ilişkin uygulama

GEÇİCİ MADDE 5- (1) Bu maddeyi ihdas eden Tebliğ ile değiştirilen 23 üncü maddenin dokuzuncu fıkrası hükümleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen yatırım teşvik belgelerine de uygulanır.”

  • Aynı Tebliğin EK-11’i ekteki şekilde değiştirilmiştir.

Söz konusu Tebliğ iş bu Sirkülerimize ek yapılmıştır.

Saygılarımızla…

Not: Sirkülerimiz bilgilendirme amaçlı olduğundan tereddüt edilen bir husus bulunması halinde işlem tesis etmeden önce müşavirliğimize yazılmasını rica eder, yalnızca sirkülerdeki açıklamalar dayanak gösterilmek suretiyle yapılacak işlemler sonucunda doğacak zararlardan şirketimizin sorumlu olmayacağını belirtir, soru, görüş, eleştiri ve önerileriniz olması halinde antette bulunan iletişim kanallarından tarafımıza ulaştırmanızı rica ederiz.

Kategoriler
Sirküler

2023/-105: ANONİM VE LİMİTED ŞİRKETLER İÇİN EN AZ SERMAYE TUTARININ ARTIRILMASINA İLİŞKİN KARAR (KARAR SAYISI: 7887)YAYINLANDI.

25 Kasım 2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7887 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile 01 Ocak 2024 tarihinden İtibaren;

  • Limited Şirket En Az Sermaye Tutarı: 50 Bin TL,
  • Anonim Şirket En Az Sermaye Tutarı: 250 Bin TL,
  • Kayıtlı Sermaye Sistemini Kabul Etmiş Bulunan Halka Açık Olmayan Anonim Şirket En Az Başlangıç Sermaye Tutarı: 500 Bin TL Türk Lirasına yükseltilmiştir.

Söz konusu Karar iş bu Sirkülerimize ek yapılmıştır.

Saygılarımızla…

Not: Sirkülerimiz bilgilendirme amaçlı olduğundan tereddüt edilen bir husus bulunması halinde işlem tesis etmeden önce müşavirliğimize yazılmasını rica eder, yalnızca sirkülerdeki açıklamalar dayanak gösterilmek suretiyle yapılacak işlemler sonucunda doğacak zararlardan şirketimizin sorumlu olmayacağını belirtir, soru, görüş, eleştiri ve önerileriniz olması halinde antette bulunan iletişim kanallarından tarafımıza ulaştırmanızı rica ederiz.

Kategoriler
Sirküler

2023/-104: İTHALATTA GÖZETİM VE KORUNMA ÖNLEMİ UYGULAMALARI KAPSAMINDA HESAPLANAN KATMA DEĞER VERGİSİNİN İNDİRİM HAKKININ KALDIRILMASINA DAİR KARAR (KARAR SAYISI: 7846) YAYINLANDI.

24.11.2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7846 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile;

  • İthalatta gözetim uygulanması hakkında ilgili mevzuat uyarınca, gözetim uygulamasına tabi tutulan mallara ilişkin gümrük beyannamelerinde beyan olunan ve tevsik edilemeyen tutarlar ile bu tutarlar nedeniyle doğan ve katma değer vergisi matrahına dâhil olan her türlü vergi, resim, harç ve paylar dolayısıyla ödenen katma değer vergisi ile,
  • İthalatta korunma önlemleri uygulanması hakkında ilgili mevzuat uyarınca korunma önlemi olarak uygulanan gümrük vergisi ve/veya ek mali mükellefiyetler, ithalatta haksız rekabetin önlenmesi hakkında ilgili mevzuat kapsamında uygulanan dampinge karşı vergi ve telafi edici vergiler ile bu tutarlar nedeniyle doğan ve katma değer vergisi matrahına dâhil olan her türlü vergi, resim, harç ve paylar dolayısıyla ödenen katma değer vergisinin indirim hakkı kaldırılmıştır.

Söz konusu Karar iş bu Sirkülerimize ek yapılmıştır.

Saygılarımızla…

Not: Sirkülerimiz bilgilendirme amaçlı olduğundan tereddüt edilen bir husus bulunması halinde işlem tesis etmeden önce müşavirliğimize yazılmasını rica eder, yalnızca sirkülerdeki açıklamalar dayanak gösterilmek suretiyle yapılacak işlemler sonucunda doğacak zararlardan şirketimizin sorumlu olmayacağını belirtir, soru, görüş, eleştiri ve önerileriniz olması halinde antette bulunan iletişim kanallarından tarafımıza ulaştırmanızı rica ederiz.

Kategoriler
Sirküler

2023/-103: ELEKTRİKLİ OTOMOBİLLERİN ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ ORANLARINA ESAS ÖTV MATRAHLARININ YENİDEN TESPİTİ HAKKINDA KARAR YAYINLANDI.

18/11/2023 tarihli ve 32373 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7803 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) Sayılı Listede Yer Alan Bazı Malların Özel Tüketim Vergisi Oranlarına Esas Özel Tüketim Vergisi Matrahları aşağıdaki şekilde tespit edilmiştir.

Buna göre Özel tüketim vergisi (ÖTV) oranı;
• Motor gücü 160 kW’ı geçmeyen ve fiyatı 1 milyon 450 bin liranın üstünde olan araçlara yüzde 40,
• Motor gücü 160 kW’ı geçen matrahı 1 milyon 350 bin TL altında kalan araçlara yüzde 50,
• Matrahı 1 milyon 350 bin TL’yi geçen araçlara yüzde 60 olarak uygulanacaktır.

Söz konusu Karar iş bu Sirkülerimize ek yapılmıştır.

Saygılarımızla…

Not: Sirkülerimiz bilgilendirme amaçlı olduğundan tereddüt edilen bir husus bulunması halinde işlem tesis etmeden önce müşavirliğimize yazılmasını rica eder, yalnızca sirkülerdeki açıklamalar dayanak gösterilmek suretiyle yapılacak işlemler sonucunda doğacak zararlardan şirketimizin sorumlu olmayacağını belirtir, soru, görüş, eleştiri ve önerileriniz olması halinde antette bulunan iletişim kanallarından tarafımıza ulaştırmanızı rica ederiz.

Kategoriler
Makaleler

VAKIFLARA VERGİ MUAFİYETİ UYGULAMASI

Seyhan KANDEMİR

Mali Müşavir

Kapsam

7/8/2003 tarih ve 25192 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 30/7/2003 tarih ve 4962 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Kanun” un 20 nci maddesinde,

“Gelirlerinin en az üçte ikisini nevi itibarıyla genel, katma ve özel bütçeli idarelerin bütçeleri içinde yer alan bir hizmetin veya hizmetlerin yerine getirilmesini amaç edinmek üzere kurulan vakıflara, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınabilir.

Bunların vergi muafiyetinden yararlanması ve muafiyetlerinin kaybedilmesine ilişkin şartlar, usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Olağan denetimler sırasında veya yaptırılacak özel denetimler sonucunda vergi muafiyeti tanınmasına ilişkin şartları kaybettikleri tespit edilen vakıfların vergi muafiyetleri, birinci fıkrada öngörülen yöntemle kaldırılabilir.”

hükmüne yer verilmiştir.

Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri tarafından üniversitelere, yüksek teknoloji enstitüleri ile gelirlerinin en az dörtte üçünü münhasıran devlet üniversitelerinin faaliyetlerinin devam ettirilmesi ve desteklenmesini amaç edinmek üzere kurulan ve fiilen bu çerçevede faaliyette bulunan vakıflardan  Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınanlara makbuz karşılığında yapılan bağışlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları hükümlerine göre yıllık beyanname ile bildirilecek gelirden ve kurum kazancından indirilebilir. Bu hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

Vakıflara vergi muafiyeti tanınmasının şartları, vergi muafiyeti tanınan vakıfların yerine getireceği yükümlülükler ve vergi muafiyetinin kaldırılmasına ilişkin usul ve esaslar aşağıda açıklanmıştır.

1. VAKIFLARA VERGİ MUAFİYETİ TANINMASININ ŞARTLARI

4962 sayılı Kanunun 20 nci maddesi uyarınca vergi muafiyeti tanınması talebinde bulunacak vakıfların başvuru tarihi itibarıyla aşağıda belirtilen şartların hepsini bir arada taşıması gerekmektedir.

1.1. Faaliyet Konusu

Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınacak vakfın; sağlık, sosyal yardım, eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, kültür ve çevre koruma ile ağaçlandırma konularında faaliyette bulunmayı amaç edinmiş olması gerekir.

Vakfın faaliyet konusu bu sayılanlardan birisi veya birden fazlası ile ilgili olabilir. Ancak, vergi muafiyeti talebinde bulunacak vakfın bu faaliyetlerinin kamuya açık ve Devletin kamu hizmeti yükünü azaltıcı etki yapacak düzeyde olması gerekir.

Belli bir yöre veya belli bir kitleye hizmeti amaçlayan vakıflara vergi muafiyeti tanınması mümkün değildir.

1.2. Faaliyet Süresi

Vakıfların, vergi muafiyeti talebinde bulunmadan önce kuruldukları tarihten itibaren en az bir yıl süre ile faaliyette bulunuyor olması ve bu süre içindeki faaliyetleri ile Devletin kamu hizmeti yükünü azaltıcı etki sağlamış olmaları gerekmektedir.

Ancak, mal varlığı ve gelir tutarı başvurunun yapıldığı yıl için geçerli olan hadlerin iki katını aşan vakıfların vergi muafiyetine ilişkin başvurularında asgari bir yıl faaliyette bulunmuş olma şartının yerine asgari altı ay faaliyette bulunma şartı aranır.

Bu şekilde yapılacak vergi muafiyeti başvurularının değerlendirilmesinde, asgari altı aylık dönem sürecinde elde edilen gelir tutarının içinde bulunulan yıl için belirlenmiş olan gelir tutarının iki katını aşıp aşmadığı ve gelirin amaçlara harcanma şartının yerine getirilip getirilemediği ile vergi muafiyetinin verilebilmesi için gerekli olan diğer şartların varlığı araştırılır.

1.3. Defter Tutma

Vergi muafiyeti tanınacak vakıfların bilanço esasına göre defter tutmaları gerekir. Bu vakıfların, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre birinci sınıf tüccarlar tarafından tutulması gereken defterleri aynı Kanunda belirtilen süreler içinde tasdik ettirerek kullanmaları ve muhasebe kayıtlarının Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun olması, vakfa ait iktisadi işletmeler bulunması halinde bunlar için de ayrıca defter tasdik ettirmeleri ve vakfın muhasebe kayıtları ile iktisadi işletmesinin muhasebe kayıtlarını birbiriyle karışmasını önleyecek şekilde ayrı ayrı izlemeleri gerekmektedir.

1.4. Mal Varlığı Ve Yıllık Gelir

Vergi muafiyeti talebinde bulunan vakıfların vergi muafiyeti talebinde bulundukları tarihte en az 505.000.- TL gelir getirici mal varlığına ve en az 49.000.- TL yıllık gelire sahip olmaları gerekir.

Yıllık gelirin tespitinde; genel ve özel bütçeli idareler bütçelerinden yapılan yardımlar ile bağış niteliğindeki gelirler dikkate alınmaz.

Bu tutarlar, her yıl Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre o yıl için belirlenen yeniden değerleme oranında artar ve izleyen yılda bu miktarlar esas alınır.

Buna göre 2023 yılında faaliyet süresi asgari bir yıl olan vakıflar için gelir getirici malvarlığı 5.686.000,00 TL, yıllık gelir 512.000,00 TL, faaliyet süresi asgari altı ay olan vakıflar için gelir getirici malvarlığı 11.372.000,00 TL, yıllık gelir 1.024.000,00 TL, olarak belirlenmiştir. (Muafiyet başvurusunda yıllık gelirin tespitinde; genel ve özel bütçeli idareler bütçelerinden yapılan yardımlar ile bağış niteliğindeki gelirler dikkate alınmaz.)

Bu miktarların hesabında, bin TL’ye kadar olan tutarlar dikkate alınmaz.

1.5. Gelirin Harcanma Şekli

Vakıf resmi senedinde, 4962 sayılı Kanunun 20 nci maddesi hükmüne uygun olarak yıl içinde elde edilen brüt gelirlerin en az üçte ikisinin sağlık, sosyal yardım, eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, kültür ve çevre koruma ile ağaçlandırma faaliyetlerinden oluşan amaçlara harcanacağının yazılı olması ve son bir yılda veya son iki yılın ortalaması bazında bu koşulu fiilen yerine getirmiş olması ve vergi muafiyetinin devamı süresince de bu şarta uyulması gerekir.

Vakfın amaçlarına ayrılması ve harcanması gereken miktarlar hiçbir şekilde başka bir amaçla kullanılamaz. Ancak, yönetim ve idame giderleri ile ihtiyata ve vakıf malvarlığını artırıcı yatırımlara ayrılan miktarların, tamamının veya bir kısmının vakfın amaçlarına yönelik hizmetlere harcanması mümkündür.

2547 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi kapsamındaki vakıfların ise münhasıran devlet üniversitelerinin faaliyetlerinin devam ettirilmesi ve desteklenmesi amacıyla kurulması, yıllık brüt gelirlerinin en az dörtte üçünün bu amaca yönelik harcanması gerekmektedir. Bu kapsamda, söz konusu üniversitelerin fiziki, teknik ve sosyokültürel imkânlarının geliştirilmesine yönelik yapılacak harcamalar, üniversitede görevli eğitim görevlileri ile üniversite öğrencilerine yapılacak harcamalar üniversite faaliyetinin devam ettirilmesi ve desteklenmesine uygun harcama kabul edilecektir. Bu kapsamın dışında yapılacak harcamalar ise amaca uygun harcama kabul edilmeyecektir.

Harcama şartının yerine getirilmesinde dikkate alınacak yıllık brüt gelir, vakfa yapılan bağışlar ile vakfın iktisadi işletmesinden elde edilen gelirler de dahil vakfın tüm gelirlerini ifade etmektedir.

1.6. İlgili Kuruluşların Görüşünün Alınması

Vakıfların vergi muafiyetleri taleplerinin Hazine ve Maliye Bakanlığınca ilk değerlendirilmesi yapıldıktan sonra, vakfa vergi muafiyeti tanınıp tanınmayacağı konusunda Vakıflar Genel Müdürlüğünün ve vakıf resmi senedinde amaç edinilen konulara göre ilgili diğer kuruluşların görüşleri alınır.

Vakıflar Genel Müdürlüğü ve ilgili kuruluşların bu konudaki görüşlerini vergi muafiyeti talebinde bulunan vakfın kurulduğu tarihten itibaren vergi muafiyeti talebinde bulunduğu tarihe kadarki faaliyetleri ile Devletin kamu hizmeti yükünü ne ölçüde azalttığını kendi denetim elemanlarına (denetim birimi bulunmayan kuruluşların yetkili organlarınca) yaptıracakları incelemelere dayanarak bildirmeleri ve yazıları ekinde inceleme raporu ve tutanağın bir örneğini de Hazine ve Maliye Bakanlığına göndermeleri gerekmektedir. Herhangi bir incelemeye dayanmayan görüşler, ilgili vakfa vergi muafiyeti tanınmasında göz önünde bulundurulmaz.

1.7. Hazine Ve Maliye Bakanlığınca Yaptırılacak Denetim

Yukarıda sayılan şartların yerine getirilmesi halinde, vergi muafiyeti talebinde bulunan vakfın faaliyet süresine bağlı olarak beş yılı aşmamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetime başlama tarihine takaddüm eden faaliyet ve çalışmaları Bakanlık tarafından vergi müfettişlerine denetlettirilir.

Bakanlık tarafından yaptırılan denetimde; vakfın faaliyetleri ile Devletin kamu hizmeti yükünü ne ölçüde azalttığı ve Genel Tebliğ ile belirlenen diğer şartları taşıyıp taşımadığı tespit edilir.

Denetim elemanının ilgili vakfa vergi muafiyeti verilip verilmemesi konusundaki görüşü raporda açık olarak belirtilir.

1.8. Münhasıran Devlet Üniversitelerinin Faaliyetlerinin Devam Ettirilmesi Ve Desteklenmesi Amacıyla Kurulan Vakıfların Durumu

Münhasıran devlet üniversitelerinin faaliyetlerinin devam ettirilmesi ve desteklenmesi amacıyla kurulan ve fiilen bu çerçevede faaliyette bulunan vakıfların yukarıda sayılan şartlara ilave olarak aşağıdaki şartları da taşımaları halinde bu vakıflara makbuz karşılığında yapılan bağışlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları hükümlerine göre yıllık beyanname ile bildirilecek gelirden ve kurum kazancından indirilebilecektir.

  • Resmi senetlerinde, amaçlarının münhasıran devlet üniversitelerinin faaliyetlerinin devam ettirilmesi ve desteklenmesi olduğunun açık bir şekilde yazılı olması ve başka amaca yer verilmemiş olması,
  • Resmi senetlerinde, yıllık brüt gelirlerinin en az dörtte üçünün amacına yönelik olarak harcanacağının yazılı olması ve son bir yılda veya son iki yılın ortalaması bazında bu koşulun fiilen yerine getirilmiş olması,
  • Hazine ve Maliye Bakanlığınca yaptırılan denetimde bu şartların sağlandığının tespit edilmiş olması

gerekmektedir.

2. VERGİ MUAFİYETİNDEN YARARLANMADA USUL

 Cumhurbaşkanınca 4962 sayılı Kanunun 20 nci maddesine göre tanınacak vergi muafiyetinden yararlanmak isteyen vakıflar, taleplerini içeren bir yazı ile Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuruda bulunurlar.

Bu vakıflar başvuru yazısının ekinde;

1- Vakıf resmi senedinin 5 örneğini,

2- Gelir getirici malvarlığı ve yıllık gelire ilişkin bilgi ve belgeleri,

3- Son beş yıl içinde resmi senette yazılı olup amaçlar arasında yer alan sağlık, sosyal yardım, eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, kültür ve çevre koruma ile ağaçlandırma konuları ile ilgili olarak gösterilen faaliyetleri içeren faaliyet raporunu

Bakanlığa gönderirler.

Bakanlıkça, Genel Tebliğ ile belirlenen şartların talepte bulunan vakıfça yerine getirilip getirilmediğinin tespiti bakımından ibraz edilen belgeler üzerinde ön inceleme yapıldıktan ve uygunluğu sağlandıktan sonra vakfa vergi muafiyeti tanınıp tanınmayacağı konusunda Vakıflar Genel Müdürlüğü ve diğer ilgili kuruluşların görüşleri alınır.

Kuruluşlar tarafından olumlu görüş verilirse veya vergi muafiyeti verilmesinde sakınca bulunmadığı bildirilirse, vakfın faaliyetleri ve hesapları Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından denetlettirilir.

Denetim sonucu düzenlenen raporun da olumlu olması halinde bu rapor, vakıf resmi senedinin ve başvuru dilekçesinin birer örneği, Bakanlığın bu konudaki görüşünü içeren bir yazı ile Cumhurbaşkanından vergi muafiyeti kararı alınmak üzere Cumhurbaşkanlığına gönderilir.

3. VERGİ MUAFİYETİ TANINAN VAKIFLARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

3.1. Resmi Senet Değişikliklerinde İzin Alınması

Vergi muafiyeti tanınan vakıfların yönetimlerince resmi senette değişiklik yapılmasının düşünülmesi halinde, değişiklik gerçekleştirilmeden önce bu konuda Hazine ve Maliye Bakanlığından izin alınması zorunludur.

İzin alınmaksızın yapılan değişikliğin bu Genel Tebliğ ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine aykırı olması halinde Bakanlıkça tanınan süre içinde resmi senet vakıf yönetimince eski haline getirilmez ya da değişiklik Bakanlıkça öngörülen şekilde düzeltilmez ise vakfın vergi muafiyetinin kaldırılmasına ilişkin hükümler uygulamaya konulur.

3.2. Gönderilecek Mali Tablolar Ve Raporlar

Vergi muafiyeti tanınan vakıflarca, dönem sonunda düzenlenecek bilanço ve gelir gider tablosu ile bir yıllık faaliyetlerinin sonuçlarını gösteren kesin bütçelerin birer örneği, yıllık faaliyet raporu ve yeminli mali müşavirce düzenlenmiş tasdik raporu ile birlikte yılın ilk üç ayı içinde Bakanlığa gönderilir.

Vakfa ait iktisadi işletme bulunması halinde bunlara ait bilanço ve gelir tablolarının da gönderilmesi zorunludur. Ancak, yıllık faaliyet raporu dışındaki belgelerin 3568 sayılı Kanun ve ilgili Genel Tebliğ esaslarına uygun olarak yeminli mali müşavire onaylattırılmış olması gerekir. Yeminli mali müşavire onaylattırılmadan gönderilen belgeler hiç gönderilmemiş sayılır.

3.3. Fon Oluşturulması

Vergi muafiyeti tanınan vakıfların, yıllık gelirlerinin en az üçte ikisini elde edildiği yıl içinde amaçlarına harcamaları esastır.

Münhasıran devlet üniversitelerinin faaliyetlerinin devam ettirilmesi ve desteklenmesi amacıyla kurulan vakıflarda 2547 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan şartların sağlanması açısından yıllık brüt gelirin en az dörtte üçünün elde edildiği yıl içinde amaçlara harcanması gerektiği tabiidir.

Elde edildiği yıl içinde amaçlara harcanması gerektiği halde vakıf yönetiminin iradesi dışında harcanamayan gelirler, sonraki yılın tahmini bütçesine konulur ve bu miktardan yönetim ve idame giderleri ile ihtiyata ve vakıf malvarlığını artırıcı yatırımlara pay ayrılmadan, tamamı o yıl içinde vakfın amaçlarına harcanır.

Bu durumun geçerli bir nedene dayanmaksızın süreklilik göstermesi (üst üste iki yıl gibi) vergi muafiyeti şartlarının ihlali anlamına gelir. Ancak, sözü edilen gelir fazlaları, vakıf resmi senedinde yazılı sağlık, sosyal yardım, eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, kültür ve çevre koruma ile ağaçlandırma faaliyetleriyle ilgili amaçların gerçekleştirilmesine yönelik yatırımlar için üç yıl süre ile bir fon hesabında tutulabilir.

Bunun için ilgili vakıfça, yatırıma ilişkin yönetim kurulu kararıyla yatırım projesinin ana hatlarını (maliyetini, finansman kaynaklarını, gerçekleştirme süresini vb.) içeren bir yazı ile Hazine ve Maliye Bakanlığına başvurularak izin alınması gerekir.

Bu suretle finansmanı için fon oluşturulmasına izin alınan yatırımın üç yıllık süre içinde tamamlanamaması halinde, gecikme gerekçeleri Bakanlıkça uygun görülürse sözü edilen süre iki yıl daha uzatılabilir.

4. VERGİ MUAFİYETİNİN KALDIRILMASI

Vergi muafiyeti tanınan vakıfların, Bakanlıkta oluşan dosyalarının incelenmesi veya olağan denetimler ya da yaptırılacak özel denetimler sonucunda;

  • Yasal yükümlülüklere uymadıklarının,
  • Resmi senetlerinde yazılı sağlık, sosyal yardım, eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, kültür ve çevre koruma ile ağaçlandırmaya yönelik amaçları dışında faaliyette bulunduklarının,
  • Son yıllardaki faaliyetleri dikkate alındığında resmi senette yazılı amaçlarını gerçekleştirmelerinin mümkün olmadığının,
  • Genel Tebliğ ile belirlenen yükümlülükleri yerine getirmediklerinin,

tespiti halinde, tespit edilen hususlar hakkında ilgili vakıftan açıklama istenir.

Vakıf yönetimince Bakanlıkça verilen süre içinde açıklama yapılmaz veya yapılan açıklamalar yeterli görülmezse veya açıklamalar yeterli görülmekle beraber vakıf Bakanlıkça yapılan uyarıya rağmen benzeri ihlalleri tekrarlarsa, Hazine ve Maliye Bakanlığınca Vakıflar Genel Müdürlüğünün de görüşü alınarak Cumhurbaşkanından vakfın vergi muafiyetinin kaldırılması istenir.

Vergi muafiyeti kaldırılan vakıflar, muafiyetin kaldırıldığı tarihten itibaren beş yıl geçmedikçe yeniden vergi muafiyeti talebinde bulunamazlar.

Bu sürenin bitiminden sonra vergi muafiyeti talebinde bulunan vakıflara Genel Tebliğde yazılı şartları taşımaları koşulu ile yeniden vergi muafiyeti tanınabilir.

5. DİĞER HUSUSLAR

5.1. Şartlı Bağışlarla İlgili İşlemler

Vakfın amaçları arasında yazılı bir hizmetin gerçekleştirilmesi şartıyla yapılan bağışların, hizmetin gerçekleştirildiği yıllarda harcanması öngörülen kısmının o yılın gelirleri arasında gösterilmesi gerekir.

Vakfın malvarlığına eklenmesi ve gelirlerinin vakfın amaçları içinde yer alan bir hizmet veya hizmetlerin yerine getirilmesinde kullanılması şartıyla yapılan bağışlarda, ana para vakfın mal varlığı sayılacak, ancak bu paranın getireceği gelir, vakfın gelirleri arasına dahil edilecektir.

Muhasebe işlemleri yönünden de şartlı bağışlar vakfın defterlerinde ayrı hesaplarda izlenir. Şartlı bağış para olarak yapılmış ise bu para fon olarak yine ayrı bir hesapta gösterilir.

5.2. Vakfa Bağlı İktisadi İşletmelerde Muhasebe İşlemleri Ve İşletme Gelirlerinin Vakıf Bütçesinde Gösterilmesi

Vakfa bağlı veya ait iktisadi işletme bulunması halinde vakıfla işletmenin muhasebe işlemlerinin ayrı defterlerde izlenmesi ve vakfın işlemleriyle iktisadi işletmenin işlemlerinin birbirinden ayrılması gerekir.

İktisadi işletmenin dönem sonunda oluşan kârından ödenmesi gereken vergiler ve diğer yasal yükümlülükler ayrıldıktan sonra kalan net kâr, vakıf bütçesine gelir olarak aktarılır.

5.3. Vakfa Tahsis Edilen Mal Varlığının Satışı Veya Kamulaştırılması

Vakfa tahsis edilen mal varlığının satışı ya da kamulaştırılmasından elde edilen gelirler yıllık giderlere harcanmayıp, vakfa gelir sağlayacak yatırımlara tahsis edilebilir. Ancak bu paraların yatırımlara harcanmadan önceki dönem içinde değerlendirilmesinden elde edilen faizin vakfın yıllık gelirlerine dahil edilmesi zorunludur.

5.4. Vergisel Avantajlar

Vakıflar tüzel kişilikleri itibarıyla kurumlar vergisi kapsamına girmediklerinden, vergiden muaf vakıf statüsü kazanan vakıfların kurumlar vergisinden muafiyetleri de söz konusu olmamaktadır.

Vergiden muaf vakıf statüsünü kazanan vakıflar halen mevcut düzenlemelere göre,

1- 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin 1 ve 2 numaralı fıkraları kapsamına giren teslim ve hizmetleri için katma değer vergisi istisnasından,

2- 8/6/1959 tarihli ve 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin (k) bendine göre, bu vakıflara kuruluşu için veya kurulduktan sonra tahsis olunan malların intikalinde veraset ve intikal vergisi istisnasından,

3- 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 59 uncu maddesinin (b) bendine göre, bu vakıflar tarafından iktisap edilecek gayrimenkullerin ve sair ayni hakların tescilleri ve şerhi gerektiren işlemleri ile bunlara ait tesislerin ve bu tesislerin sonradan iktisap edecekleri gayrimenkullerin ve sair ayni hakların tescilleri ve şerhi gerektiren işlemleri ve bunların terkinlerinde harç istisnasından,

4- 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin (m) fıkrasına göre, kiraya verilmemek ve resmi senedinde yazılı amaçlara tahsis edilmek şartıyla vakfa ait binalar için emlak vergisi muafiyetinden

yararlanmaktadır.

Diğer taraftan, yukarıda sayılan muafiyet ve istisnalar vakfın tüzel kişiliğine yönelik olup vakfa ait iktisadi işletmelerin bu muafiyet ve istisnalardan yararlanması mümkün bulunmamaktadır.

6. VERGİDEN MUAFİYET TANINAN VAKFIN VERGİ KANUNLARI KARŞISINDAKİ DURUMU

6.1. Harçlar Kanunu Yönünden

492 sayılı Harçlar Kanununun 59 uncu maddesinin (b) bendinde Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıfların iktisap edecekleri gayrimenkullerin ve sair ayni hakların tescilleri ve şerhi gerektiren işlemleriyle, bu dernek ve vakıflara ait tesislerin ve bu tesislerin sonradan iktisap edecekleri gayrimenkullerin ve sair aynı hakların tescilleri ve şerhi gerektiren işlemleri ve bunların terkinlerinin harçtan müstesna tutulacağı hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, 492 sayılı Harçlar Kanununun 38 inci maddesinde Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıfların kuruluş muameleleriyle bu vakıflara yapılacak bağışlamaların harca tabi tutulmayacağı belirtilmiştir.

6.2. Damga Vergisi Kanunu Yönünden

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde, bu Kanuna ekli (2) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisinden müstesna olduğu hükme bağlanmıştır.

Mezkur Kanuna ekli (2) sayılı tablonun “V-Kurumlarla ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün 19 numaralı fıkrasında, “Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıfların kuruluş işlemlerinde düzenlenen her türlü kağıtlarla, Türk Silahlı Kuvvetlerini (Jandarma Genel Komutanlığı dahil) güçlendirmek amacıyla kurulmuş vakıfların her türlü işlemlerinde düzenlenen kağıtlar.” ın damga vergisinden istisna edileceği hükme bağlanmıştır.

Vergi muafiyeti tanınan vakıfların yalnızca kuruluş işlemlerinde düzenlenen kağıtlar damga vergisinden istisna olup, söz konusu vakıfların kuruluş aşamasından sonra düzenlediği kağıtların istisna kapsamında değerlendirilmesine imkan bulunmamaktadır.

Bu itibarla, yalnızca kuruluş işlemlerinde düzenlenen kağıtların damga vergisinden müstesna tutulması gerekmektedir. Ancak Damga Vergisi Kanununda, diğer işlemlerine ilişkin düzenlenen kağıtlar yönünden herhangi bir muafiyet ya da istisna hükmü öngörülmemiştir.

6.3. Veraset Ve İntikal Vergisi Kanunu Yönünden

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin (k) fıkrasında Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflara kuruluşu için veya kurulduktan sonra tahsis olunan mallar dolayısıyla veraset ve intikal vergisi aranılmayacağı belirtilmiştir.

6.4. Belediye Gelirleri Kanunu Yönünden

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu ile belediyelerce tahsil edilen vergi, harç ve harcamalara katılma paylarına ilişkin hükümler düzenlenmiş ve bu düzenlemelerde Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflarla ilgili herhangi bir muafiyete ve istisna hükmüne yer verilmemiştir. Bu nedenle vergi muafiyeti tanınan vakıflardan belediyelerce 2464 sayılı Kanunda yer alan vergi, harç ve harcamalara katılma paylarının alınması gerekmektedir.

6.5. Emlak Vergisi Kanunu Yönünden

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin (m) fıkrası ile Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ait binalar (Vakıf senedindeki cihete tahsis edilmek şartıyla); bina vergisinden daimi olarak muaf tutulmuştur.

Buna göre, vergi muafiyeti tanınan vakıflara ait binaların Vakıf senedindeki amaca tahsis edilmek şartıyla bina vergisinden muaf tutulması gerekmektedir. 

6.6. Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

17/1 inci maddesinde; Genel ve katma bütçeli daireler, il özel idareleri, belediyeler, köyler, bunların teşkil ettikleri birlikler, üniversiteler, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle kurulan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, siyasî partiler ve sendikalar, kanunla kurulan veya tüzelkişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları, kamu menfaatine yararlı dernekler, tarımsal amaçlı kooperatifler ve Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıfların;

a) İlim, fen ve güzel sanatları, tarımı yaymak, ıslah ve teşvik etmek amacıyla yaptıkları teslim ve hizmetlerinin,

b) Tiyatro, konser salonu, kütüphane, sergi, okuma ve konferans salonları ile spor tesisleri işletmek veya yönetmek suretiyle ifa ettikleri kültür ve eğitim faaliyetlerine ilişkin teslim ve hizmetlerinin,

17/2-a maddesinde ise, Kanunun 17/1 inci maddesinde sayılan kurum ve kuruluşların hastane, nekahathane, klinik, dispanser, prevantoryum, sanatoryum, kan bankası ve organ nakline mahsus bankalar, anıtlar, botanik ve zooloji bahçeleri, parklar ile veteriner, bakteriyoloji, seroloji ve distofajin laboratuarları gibi kuruluşlar, öğrenci veya yetiştirme yurtları, yaşlı ve sakat bakım ve huzurevleri, parasız fukara aşevleri, düşkün evleri ve yetimhaneleri işletmek veya yönetmek suretiyle ifa ettikleri kuruluş amaçlarına uygun teslim ve hizmetlerinin KDV den istisna olduğu hüküm altına alınmıştır.

Öte yandan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin beşinci fıkrasında, dernek ve vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve sermaye şirketleri ile kooperatifler dışında kalan ticari, sınai ve zirai işletmelerin dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri olduğu, aynı maddenin altıncı fıkrasında da dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerin kazanç amacı gütmemelerinin, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunmasının, tüzel kişiliklerinin olmamasının, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya işyerlerinin bulunmamasının mükellefiyetlerini etkilemeyeceği, mal ve hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olmasının, kar edilmemesi veya kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin bunların iktisadi işletme niteliğini değiştirmeyeceği hükme bağlanmıştır.

İktisadi işletmenin tanımı içinde yer alan ve devamlı olarak yapılan ticari, sınai veya zirai faaliyetten söz edilebilmesi için bu işletmenin tedavül ekonomisine katılması, başka bir ifadeyle işletmede üretilen malların veya verilen hizmetin bir bedel karşılığı satılmış olması gerektiği, aksi halde diğer unsurlar var olsa dahi bir iktisadi işletmenin varlığından söz edilemeyeceği açıktır.

Buna göre, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıf bünyesinde, ticari, sınaî, ziraî ve mesleki faaliyet dolayısıyla iktisadi işletme oluşmadığı sürece KDV mükellefiyeti tesis edilmeyecektir.

Ancak, vakıf bünyesinde iktisadi işletmenin oluşması halinde KDV mükellefiyetinin de tesis edilerek bu kapsamda gerçekleştirilen teslim ve hizmetler KDV ye tabi olacak, KDV Kanununun 17 nci maddesinin 1 ve 2 numaralı fıkranın (a) bendi kapsamında gerçekleştirilen faaliyetleri ise KDV den istisna tutulacaktır.

Ayrıca, vergi muafiyeti tanınan vakıflara getirilen istisnanın, bu vakıfların mal ve hizmet alışlarıyla bir ilgisi olmayıp, bunların her türlü mal ve hizmet alımları genel hükümler çerçevesinde KDV ye tabi olacaktır.

7. SONUÇ

Vergi muafiyeti tanınan vakıf statüsünden yararlanmak isteyen vakıfların izleyecekleri yol 4962 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Kanun” ve bu Kanun uyarınca yayımlanmış olan “Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Genel Tebliğ” lerle belirlenmiştir.

Tebliğ de vakıflara vergi muafiyeti tanınmasının şartları, vergi muafiyetinden yararlanmada usul, vergi muafiyeti tanınan vakıfların yükümlülükleri, vergi muafiyetinin kaldırılması ve vergisel avantajlar gibi hususlar açıklanmıştır.

KAYNAKLAR

1. 4962 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Kanun

2. 1 Seri No’lu Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Genel Tebliğ

3. 492 Sayılı Harçlar Kanunu

4. 488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu

5. 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu

6. 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunu

7. 1319 Sayılı Emlak Vergisi Kanunu

8. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu

Kategoriler
Sirküler

2023/-102: 7782 SAYILI CUMHURBAŞKANI KARARI VE SERİ:C SIRA NO:7 TAHSİLAT GENEL TEBLİĞİ İLE GECİKME ZAMMI VE TECİL  FAİZİ ARTIRILDI.

14/11/2023 tarihli ve 32369 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7782 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre 21/7/2022 tarihinden itibaren aylık %2,5 olarak uygulanan gecikme zammı oranı 14/11/2023 tarihinden itibaren %3,5 olarak belirlenmiştir.

Yine 14/11/2023 tarihli ve 32369 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Seri:C Sıra No:7 Tahsilat Genel Tebliği ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil edilen amme alacaklarına uygulanan yıllık tecil faizi oranı %24’ten %36’ya çıkarılmış ve tecil faizi oranının uygulamasına ilişkin açıklamalar yapılmıştır.

Söz konusu Tebliğ iş bu Sirkülerimize ek yapılmıştır.

Saygılarımızla…

Not: Sirkülerimiz bilgilendirme amaçlı olduğundan tereddüt edilen bir husus bulunması halinde işlem tesis etmeden önce müşavirliğimize yazılmasını rica eder, yalnızca sirkülerdeki açıklamalar dayanak gösterilmek suretiyle yapılacak işlemler sonucunda doğacak zararlardan şirketimizin sorumlu olmayacağını belirtir, soru, görüş, eleştiri ve önerileriniz olması halinde antette bulunan iletişim kanallarından tarafımıza ulaştırmanızı rica ederiz.

Kategoriler
Sirküler

2023/-101: 7471 SAYILI AFET RİSKİ ALTINDAKİ ALANLARIN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA VE 375 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANDI.

“Kentsel dönüşüme yönelik düzenlemeler içeren ve TBMM Genel Kurulunda kabul edilen “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 09.11.2023 tarih ve 32364 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı.

Düzenleme ile;

  • Kanunla, deprem bölgesinde yıkım kararlarının iptalinin talep edilmesi nedeniyle yıkılamayan binalarla ilgili yargı süreçlerinin hızlandırılması amaçlanmaktadır.
  • Riskli yapı tespitinin Kentsel Dönüşüm Başkanlığı veya idarece resen yapılmasına imkan sunan kanun kapsamında, riskli yapıların yıktırılması için maliklere tek seferde 90 günden fazla olmamak üzere süre verilecektir. Yapıların tahliyesi, engellenmesi durumunda kolluk kuvveti marifetiyle gerçekleştirilecektir.
  • 6306 sayılı Kanun’un 6. maddesinde yer alan “en az üçte iki” ibaresi “salt” şeklinde  değiştirilmiştir. Ancak Kanun’un 10. maddesinde yer alan bu hüküm Kanunun yayım tarihinden 1 yıl sonra yürürlüğe girecektir.
  •  Uygulama imar planı ve mimari, statik, tesisat ile her türlü fenni mesuliyetin Kentsel Dönüşüm Başkanlığınca üstlenilmesi ve mülkiyetin belgelenmesi kaydıyla 30 gün içinde yapı ruhsatı verilecektir.
  • Asgari şartları taşıyan ancak ilgili bilirkişilik bölge listelerinde yer almayan bilirkişilerin görevlendirilmesine imkan tanınacaktır.

Söz konusu Kanun iş bu Sirkülerimize ek yapılmıştır.

Saygılarımızla…

Not: Sirkülerimiz bilgilendirme amaçlı olduğundan tereddüt edilen bir husus bulunması halinde işlem tesis etmeden önce müşavirliğimize yazılmasını rica eder, yalnızca sirkülerdeki açıklamalar dayanak gösterilmek suretiyle yapılacak işlemler sonucunda doğacak zararlardan şirketimizin sorumlu olmayacağını belirtir, soru, görüş, eleştiri ve önerileriniz olması halinde antette bulunan iletişim kanallarından tarafımıza ulaştırmanızı rica ederiz.

Kategoriler
Sirküler

2023/-100: DÖVİZ POZİSYONUNU ETKİLEYEN İŞLEMLERİN TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI TARAFINDAN İZLENMESİNE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANDI.

“Döviz Pozisyonunu Etkileyen İşlemlerin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tarafından İzlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” 8 Kasım 2023 tarih ve 32363 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan yayımlanarak 01.01.2024 tarihi itibariyle yürürlüğe girecektir.

Düzenleme ile;

  • 2023 yılı Mart ayında başlatılan, 10 milyon Türk lirası ve üzeri toplam nakdi ve gayrinakdi kredi bakiyesi bulunan firmalardan alınan Özet Döviz Pozisyon Raporlaması uygulamasına son verilmiştir.
  • 2018 yılından itibaren uygulanmakta olan Sistematik Risk Veri Takip Sistemine ilişkin döviz raporlamasının kapsamında değişikliğe gidilmiştir. Buna göre hali hazırda mevcut olan 15 milyon ABD doları ve üzeri yabancı para kredi yükümlülüğü bulunma şartı “yurt içinden ve yurt dışından sağlanan toplam nakdi kredi bakiyesi ilgili aylık hesap döneminin son iş günü itibarıyla 100 milyon TL ve üzerinde olma veya geçmiş bir yıllık hesap dönemindeki net satış hasılatı veya aktif büyüklüğünün 500 milyon TL’nin üzerinde olması” şeklinde değiştirilmiştir.
  •  Buna göre, 01.01.2024’ten başlamak üzere, yurt içinden ve yurt dışından sağlanan toplam nakdi kredi bakiyesi ilgili aylık hesap döneminin son iş günü itibarıyla 100 milyon TL ve üzerinde olan firmalar ile geçmiş bir yıllık hesap dönemindeki net satış hasılatı veya aktif büyüklüğü 500 milyon TL ve üzerinde olan firmalar, veri formu ile talep edilen bilgileri Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na bildireceklerdir.

Söz konusu Yönetmelik iş bu Sirkülerimize ek yapılmıştır.

Saygılarımızla…

Not: Sirkülerimiz bilgilendirme amaçlı olduğundan tereddüt edilen bir husus bulunması halinde işlem tesis etmeden önce müşavirliğimize yazılmasını rica eder, yalnızca sirkülerdeki açıklamalar dayanak gösterilmek suretiyle yapılacak işlemler sonucunda doğacak zararlardan şirketimizin sorumlu olmayacağını belirtir, soru, görüş, eleştiri ve önerileriniz olması halinde antette bulunan iletişim kanallarından tarafımıza ulaştırmanızı rica ederiz.

Kategoriler
Sirküler

2023/099: TÜTÜN MAMULLERİ, MAKARON, YAPRAK SİGARA KÂĞIDI VE ALKOLLÜ İÇKİLERDE ÜRÜN İZLEME SİSTEMİ UYGULAMA GENEL TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (SERİ NO: 1) RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANDI.

2/11/2023 tarih ve 32357 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tütün Mamulleri, Makaron, Yaprak Sigara Kâğıdı ve Alkollü İçkilerde Ürün İzleme Sistemi Uygulama Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 1) ile;

Tütün Mamulleri, Makaron, Yaprak Sigara Kâğıdı ve Alkollü İçkilerde Ürün İzleme Sistemi Uygulama Genel Tebliğinin 3.2. bölümünün (b) bendi 2/11/2023 tarihli ve 32357 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tütün Mamulleri, Makaron, Yaprak Sigara Kâğıdı ve Alkollü İçkilerde Ürün İzleme Sistemi Uygulama Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 1) ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Söz konusu Tebliğ ile Tütün Mamulleri, Makaron, Yaprak Sigara Kâğıdı ve Alkollü İçkilerde Ürün İzleme Sistemi Uygulama Genel Tebliğinde yer alan 5 cl’den küçük iç ambalajla üretilen veya ithal edilen alkollü içkilerde bandrol uygulanmaması hükmünün kaldırılmasına ilişkin değişiklik yapılmıştır.

Söz konusu Tebliğ iş bu Sirkülerimize ek yapılmıştır.

Saygılarımızla…

Not: Sirkülerimiz bilgilendirme amaçlı olduğundan tereddüt edilen bir husus bulunması halinde işlem tesis etmeden önce müşavirliğimize yazılmasını rica eder, yalnızca sirkülerdeki açıklamalar dayanak gösterilmek suretiyle yapılacak işlemler sonucunda doğacak zararlardan şirketimizin sorumlu olmayacağını belirtir, soru, görüş, eleştiri ve önerileriniz olması halinde antette bulunan iletişim kanallarından tarafımıza ulaştırmanızı rica ederiz.

Kategoriler
Sirküler

2023/098: KONUTLARIN TURİZM AMAÇLI KİRALANMASINA DAİR KANUN RESMİ GAZETE DE YAYIMLANMIŞTIR.

“Konutların Turizm Amaçlı Kiralanması Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 2.11.2023 tarih ve 32357 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kanun konutların turizm amaçlı kiralanmasına ilişkin genel esaslara, izin belgesi düzenlenmesine, idari yaptırımlara ve turizm amaçlı kiralanan konutların tabi olacağı mevzuata ilişkin hükümleri kapsıyor.

Düzenleme ile;

  • 100 günden az süreyi kapsayan konut kiralamaları “Turizm Amaçlı Konut Kiralaması” kapsamına alındı,
  • Kiralama sözleşmesi yapılmadan önce Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan izin belgesi alma zorunluluğu getirildi,
  • Eğer, turizm amaçlı kiralanacak konut bir binanın dairesi ise, izin belgesi alınabilmesi için aynı binadaki tüm kat maliklerinin oy birliği ile alınacak onayının Bakanlığa ibraz edilmesi zorunluluğu getirildi,
  • İzin belgesiz kiralamalarda kiralama yapılan her bir konut için 100 bin Türk lirası idari para cezası uygulanacağı hüküm altına alındı,
  • İzin belgesi bulunmaksızın turizm amaçlı kiralanan konutları kiraya verenlere, kiralama yapılan her bir konut için 100 bin Türk lirası idari para cezası uygulanacağı ve izin belgesi alarak faaliyette bulunabilmesi için on beş gün süre verileceği belirtildi,
  • Verilen on beş günlük süre sonunda izin belgesi alınmaksızın turizm amaçlı kiralama faaliyetine devam edenlere ise 500 bin Türk Lirası idari para cezası uygulanacağı ve izin belgesi alarak faaliyette bulunabilmesi için bir kez daha on beş gün süre verileceği açıklandı,
  • İzin belgesi sahibinden kiraladığı turizm amaçlı konutu kendi nam ve hesabına üçüncü kişilere kiraya verenler hakkında ise her bir sözleşme için 100 bin Türk lirası idari para cezası uygulanacağı yasaya bağlandı,
  • İzin belgesi olmayan konutların turizm amaçlı kiralanmasına aracılık edenler hakkında da, her bir sözleşme için 100 bin Türk lirası idari para cezası verileceği hükmü getirildi.

Söz konusu Tebliğ iş bu Sirkülerimize ek yapılmıştır.

Saygılarımızla…

Not: Sirkülerimiz bilgilendirme amaçlı olduğundan tereddüt edilen bir husus bulunması halinde işlem tesis etmeden önce müşavirliğimize yazılmasını rica eder, yalnızca sirkülerdeki açıklamalar dayanak gösterilmek suretiyle yapılacak işlemler sonucunda doğacak zararlardan şirketimizin sorumlu olmayacağını belirtir, soru, görüş, eleştiri ve önerileriniz olması halinde antette bulunan iletişim kanallarından tarafımıza ulaştırmanızı rica ederiz.